Sabri Berkel’in Etütleri – 2 – 20 Şubat 2012

Sabri Berkel’in Etütleri

2 – 20 Şubat 2012

Sergiden görseller | Hakkında

01

Berkel (*), Cagdas Turk resim sanati icin onemli bir isim. Turk resmine cagdaslik boyutunu duyarli bir sekilde gelistirmis olan Huseyin Avni Lifij’den issellik boyutunu alıp, cok caliskan yapisiyla da genlestiren Berkel, soz konusu icselligi insaci bir uslupla birlestirerek, cagdas Turk resmine ikinci onemli katkiyi yapmistir.

Az once cok caliskan, dolayisiyla uretken bir sanatci demistim Berkel icin. Bu ozelliginden oturu boyle bir sanatcinin cok sayida etut yapmis olmasi, kacinilmaz bir gercekliktir. Iste bu gerceklik sonucu dogan etutlerini degişik vesilelerle gormusuzdur. Izlemekte oldugunuz sergi de Berkel’in etut calismalarini gormede, gene bir vesile teskil etmekte, izleyici ve arastirmacilara bir belge daha sunmaktadir.

Sanatcinin sergilenen bu calismalari 1933-1945 arasina tarihlenir.Bu zaman dilimine ait cok sayida etudu bulunan Berkel’in, bu calismalarinda ilk dikkati ceken ozelligi, alt yapida yer alan duyarli bir sanat egitimi bilgisinin varligidir. Model veye hayalin saglam bir sekilde zihninden cekilip alinması ve bunun yuzeye kaydedilmesi konusunda da hem cok tutarli, hem de icten gelirliginde samimi oldugu gozlenir.

Sanatcinin zihninde bilgi neticesinde sekillenen her ne varsa, butunuyle bunların sergideki etutlere yansimasi olayi, gunumuz sanatcisina da ciddi bir ongorude bulunur. Kisacasi Berkel, kendinden sonraki cagdas Turk resmini de derinden etkilemistir. Ozellikle etutlerinden bazilari bu sergide de gordugumuz figuratif, hatta agirlikli olarak insan figurlu bir erken donemden gecip ,akademik algisini, a-akademik alginin serbestiyetiyle bulusturduktan sonra, sirasiyla soyutlama ve soyut’a yonelmistir. Yani,bu etutler, soyut’a olan egilimlerini gosteren hemen her yapitinin da alt yapisinda bulunmakta. Ayrica cok genis bir imgelem dünyasinin da en alt katmanini temsil etmektedir. Bu katman baglaminda, sonrasında sadece imgesellik duzeneklerinde degisim olacak, mantiksa hep ayni sekilde bir kilit tasi olarak varligini koruyacaktir.

(*) Ozkan Eroglu, Sanat Birikimi, Istanbul, Galeri Artist Yayini, 2009, s. 673-74,

‘’Berkel, 1907’de Uskup’te dogmustur.En onemli yillari ise,1929-1935 arasinda olup,Floransa Guzel Sanatlar Akademisi’nde gecirdigi zaman dilimidir. Bu sehirdeki egitimiyle, ‘’Ronesans sanatinin bircok ipuclarinin ve onemli yapitlarinin bulundugu dusunulurse’’, kusku yok ki dogru olani yapmis ve orada, ozellikle duvar resmi uzerine calismalar yapmistir. Bu arada, Floransa’da oymabaskiya da ilgi duymus olmasi, bu yonunu Turkiye’ye dondukten sonra daha da derinlestirmesine nedendir. Nitekim 1939 yilinda, akademi hocalarindan Leopold Levy’nin (1882-1966) istegiyle oymabaski atolyesine asistan olmustur. 1947 yilinda, bu kez Paris’e gonderilmis ve burada Andre Lhote (1885-1962) atolyesine devam etmistir (Lhote Turkiye resmini cok etkilemis bir ressamdir. Bu etkilenmedem kurtulamayan bircok isma karsin, Berkel bu donemini normal bir devre olarak cok cabuk atlatmis ve daha sonra kendini bulmasina, ozellikle kendi izin vermistir. Bu da sanatcinin bir cesaretidir). Akademiye cesitli donemlerde, egitmenliginin yanisira idari gorevlerde de destek veren Berkel, 1977’de akademi hocaligindan emekli olmustur. Genellikle, 1950’den sonra daha radikal soyutlamara ve iyice soyuta yoneldigi kabul edilse de, onun en basit somut bir komposizyonunda bile, ‘’ soyutlama felsefesi’’ uzerine kafa yordugu acikca gorulebilir. 1993’de yasama veda etmistir. ‘’